Belgrad nam-ı diğer beyaz şehir. Zira ben bu şehre "yeşil" yerine neden "beyaz" sıfatını verdiklerini anlayamasam da beklediğimden de güzel çıktı ve beni derinlemesine etkiledi. Kendimi kısa sürede 90'larla 2000'lerin arasına sıkışmış, graffitilerin renklendirdiği bu kentin büyüsüne kaptırdım.
Öncelikle belirtmemde fayda var ki; Belgrad kısa vadede gitmeyi düşündüğüm ülkeler arasında yer almıyordu. Ta ki Elif'le vizeyle uğraşmadan minik bir kaçamak yapmak isteyinceye dek. O noktada son birkaç yıldır Belgrad'a giden birkaç arkadaşımın da tavsiyesiyle rotamızı buraya çevirdik, ne kadar da iyi yaptığımızı her geçen gün daha da iyi anladık.
İstanbul'daki iki havaalanına oranla oldukça eski, bakımsız ve küçük olan Nikola Tesla Havaalanı'na indik. "Nikola Tesla" ismine bu kentte sıkça rastlıyorsunuz. Sırp asıllı Amerikalı olan ünlü mucit Tesla hayatında sadece bir kere Belgrad'a gelmiş olsa da Sırplar onu bağırlarına basmışlar. Şehir de bir de Nikola Tesla Müzesi var. Oldukça ilginç bir deneyim vaat eden müzede deneyleri de izleme fırsatı elde edebiliyorsunuz. Onun detaylarına ise birazdan gireceğim.
Sırbistan'a giderken yanınızda euro bulundurmanızda fayda var. Çünkü Türk lirasını Sırp dinarına çevirmiyorlar. Ancak havaalanında pek çok noktada exchange officeler var ve kolaylıkla paranızı dinara çevirebiliyorsunuz.
Peki oteli nereden seçmeliyim? diyenleriniz için tavsiyem onların bizim İstiklal Caddesi'ne benzeyen Knez Mihailova'nın Kalemegdan'a bakan tarafındaki otel ya da evler olacaktır.
Biz otel olarak "Booking Rooms"u seçtik ve de çok memnun kaldık. Eğer Belgrad'a gelirsek adresimiz kesinlikle yine bu otel olacak :)






























