Hürriyet

24 Şubat 2011 Perşembe

İstanbul ne senle oluyor ne de sensiz...


Tamam kabul ediyorum belki de fazla klişe bir başlık attım. Ama doğru... Napiyim kulağımda Emre Altuğ'un 'Ne senle oluyor ne de sensiz' şarkısı da çalmaya başladı...

İstanbul en bunaldığım dönemlerde birkaç günlüğüne uzaklaştığımda bile koşa koşa geri döndüğüm, trafiğinden bunalsam da onsuz yapamadığım ve sonunda trafiğine bile razıyım diyerek döndüğüm, Asmalı'ya, Bebek'e, Nişantaşı'na, Cadde'ye ya da Rumelihisarı'na gittiğimde ne kadar keyifsiz olsam da bana yaşadığımı hissettiren şehir...

Son zamanlarda trafikte geçen dakikalarım arttıkça artıyor ve artık dayanıklılığımın da minimuma indiğini hissediyorum, başım ağrıyor, midem bulanmaya başlıyor kısacası yol tutması diye birşey varsa o bende vücut buluyor. Ben de söylendikçe söyleniyorum, Facebook ya da Twitter'ımdaki iletilerimden çıkarıyorum hıncımı, İstanbul'dan kaçma planları kuruyorum, hatta bazen de epey abartıyorum...

Ama o da, ben de ondan kaçabileceğimi ama uzun süre cazibesine karşı koyamayacağımı çok iyi biliyoruz.

Uzun lafın kısası; uğruna nice savaşlar verilen bu güzel şehir benim gibi daha birçoklarını güzelliğiyle rehin almaya devam edecek, her ne kadar dikenleri batsa da...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme