Hürriyet
İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Mart 2011 Salı
Günümüz çiftlerinin 'şifre' sorunu
Günümüzün modern ve teknolojik çiftlerinin en çok tartıştığı konulardan biri de şifre isteme. İki taraftan biri mutlaka diğerinin MSN, Facebook ya da mail accountlarının şifresini ister. diğer tarafta şifresini vermeyi reddedince bir kıyamet kopar.
Şifre isteyen tarafın son dönemde daha çok kadınlar olduğunu tahmin ediyorum. Peki neden kadınlar? Çünkü son dönemde ilişkilerin belirleyici tarafının daha çok erkekler olduğunu göz önünde bulundurursak cevabını da elde etmiş oluyoruz.
Peki diyelim ki şifreyi aldık, sürekli Facebook'unu ya da MSN'ini de kontrol ediyoruz yani bildiğiniz açık arıyoruz. Nereye kadar? Ya da soruyu şöyle sorayım; biz böyle davranınca erkek arkadaşımız/eşimiz eğer yanlış birşey yapıyorsa, yapmayacak mı?
Yooo eğer içinde varsa elbette yapacak, yapmaya da devam edecek.
O yüzden de yine başladığımız yere dönüyoruz yani güven sorununa. En başta bize o güveni verecek erkeği seçmek sanırım birçoğumuz için en doğrusu olacak.
Sonuna kadar erkek arkadaşlarımıza/eşlerimize güvendiğimizi varsayalım şu durumda ne kaybederiz? Sonuçta istemediğimiz şeyleri yapacaklarsa ya da niyetleri varsa buna zaten engel olamayız.
Ne kendimizi ne de partnerlerimizi bu şekilde yıpratmamayı ve zamanın bize yaşatacaklarını deneyelim derim. Elbette seçim sizlerin...
Eski sevgiliyi ‘SİLMEK’ mümkün!
İki sevgilinin birbirlerine dair kötü anılarını hafızalarından sildirdiği ünlü Amerikan filmi 'Sil Baştan' (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) gerçek oluyor.
İsrailli ve Amerikalı bilim adamları, beyinde bulunan bir molekülün miktarını değiştirerek hafızanın hem silinebileceğini, hem de güçlendirilebileceğini açıkladı.
İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü ve ABD’nin New York kentinde bulunan SUNY Tıp Merkezi’nin kobay fareler üzerindeki ortak araştırmasının sonucunda, uzun süreli hafızada rol oynayan ‘PKM zeta’ adlı ana enzimin miktarı azaltıldığında hafızanın silinebildiği, enzim artırıldığında uzun süreli hafızanın güçlendiği ortaya çıktı.
Oscar almıştı
Fransız Michel Gondry’nin yönetmenliğini üstlendiği ve Jim Carrey ile Kate Winslet’ın başrollerini paylaştığı ‘Sil Baştan’ (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) adlı filmde, iki sevgilinin ayrıldıktan sonra aşk acısına dayanamayıp, bir operasyon ile ilişkilerine dair bütün anılarını ‘sildirmeleri’ anlatılıyordu. 2004 yapımı film, En İyi Orijinal Senaryo Oscar’ını da almıştı.
Kaynak:Milliyet
İsrailli ve Amerikalı bilim adamları, beyinde bulunan bir molekülün miktarını değiştirerek hafızanın hem silinebileceğini, hem de güçlendirilebileceğini açıkladı.
İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü ve ABD’nin New York kentinde bulunan SUNY Tıp Merkezi’nin kobay fareler üzerindeki ortak araştırmasının sonucunda, uzun süreli hafızada rol oynayan ‘PKM zeta’ adlı ana enzimin miktarı azaltıldığında hafızanın silinebildiği, enzim artırıldığında uzun süreli hafızanın güçlendiği ortaya çıktı.
Oscar almıştı
Fransız Michel Gondry’nin yönetmenliğini üstlendiği ve Jim Carrey ile Kate Winslet’ın başrollerini paylaştığı ‘Sil Baştan’ (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) adlı filmde, iki sevgilinin ayrıldıktan sonra aşk acısına dayanamayıp, bir operasyon ile ilişkilerine dair bütün anılarını ‘sildirmeleri’ anlatılıyordu. 2004 yapımı film, En İyi Orijinal Senaryo Oscar’ını da almıştı.
Kaynak:Milliyet
25 Şubat 2011 Cuma
Selam vermeyen erkekler...
Acaba bugün ne yazsam diye düşünürken, konum 'yanında nişanlısı olan bir arkadaşımın beni görüp, selam vermemesiyle' birlikte resmen önüme düştü. Ben de bu konudaki sıkıntılarımı yazmaya karar verdim.
Neden yanında sevgilisi, sözlüsü, nişanlısı ya da eşi olan erkeklerin bir kısmı arkadaşlarını görüp de selam vermez? Korktukları nedir? Ya da neden bu kadar güvensizlerdir?
Bu olay benim azımsayamayacağım kadar çok kez başıma geldi. İşyerinde ya da arkadaş grubundan tanıdığın, belli bir diyaloga sahip olduğun, geçmişte de aranda en ufak birşey geçmemiş olan erkeklerin yanında partnerleri varken selam vermeden, pas geçmesi çok sinir bozucu birşey...
Şimdi önce erkeklere sonra da kadınlara soruyorum. Ama ilk sorum erkeklere...
Neden yanınızda partneriniz varken kız arkadaşlarınızı görmemezlikten gelirsiniz? Eğer cevabınız 'partnerim çok kıskanç, problem çıkmasın' ise neden kendinize bu kötülüğü yapıyorsunuz? Bu kadar güvensiz biriyle ne kadar yolunuza devam edebilirsiniz? Tekrar düşünün derim...
Gelelim diğer sorumu yönelteceğim hemcinslerime...
Neden bu kadar kıskanç ve güvensizsiniz ki, partnerinizi herşeyden ürken, pasif bir konuma sokuyorsunuz. Eğer cevabınız 'ya evet ben biraz kıskancım' ise yorumum; bence biraz değil, epey kıskançsınız ki partneriniz kendini böyle davranmak zorunda hissediyor olacak.
Ama eğer diyorsanız ki 'bana o güven vermiyor, ona bir türlü güvenemiyorum'... O zaman niye onunla berabersiniz? Ve neden hayatı önce kendinize sonra da ona cehenneme çeviriyorsunuz?
Bu yazdıklarım her kadın ve her erkek için geçerli olmayacaktır, böyle davranmayan elbette bir sürü çift de vardır. Ama aksi şekilde davranan çiftlerin sayısı da oldukça fazla. Ben de bu yazımda buna değinmek istedim...
21 Şubat 2011 Pazartesi
"Düzgün kadın ve erkekler aranıyor"
Evet yanlış okumadınız... Son günlerde yalnız olan hemen hemen her kadın ve erkeğin dilinde bu söz var:
"Düzgün erkek/kadın yok ki"
Bu söz bende bir anlam karmaşası yaratmıyor değil... Son birkaç yılın bu gözde söylemine nasıl gelindi? Eskiden kadın ve erkekler düzgündü de artık değil mi? Ya da beklentilerimiz mi değişti?
İşte bugünkü yazımda bu konuyu irdelemek istedim...
Biz kadınlar olarak erkeklerden ne bekliyoruz ve neler verebiliyoruz onlara? Peki ya onlar... Yani karşı cephede duran erkekler onlar bizden ne bekliyor? Nasıl bir kadın arıyor?
Bu söz bende bir anlam karmaşası yaratmıyor değil... Son birkaç yılın bu gözde söylemine nasıl gelindi? Eskiden kadın ve erkekler düzgündü de artık değil mi? Ya da beklentilerimiz mi değişti?
İşte bugünkü yazımda bu konuyu irdelemek istedim...
Biz kadınlar olarak erkeklerden ne bekliyoruz ve neler verebiliyoruz onlara? Peki ya onlar... Yani karşı cephede duran erkekler onlar bizden ne bekliyor? Nasıl bir kadın arıyor?
Birçok entellektüel kadına göre erkeklerin ilişkileri yaşayış şekli "sığ"laştı... İçinde "az duygusallık çok cinsellik" barındıran ilişkilerin peşindeler...
Erkekler ise kadınları azla yetinmemekle ve sürekli şikayet etmekle suçluyor... Ama aradıkları kadını tarif etmeleri istendiğinde belli bir profil de çizemiyorlar.
Etraflarındaki seçenekleri her geçen gün daha da artan erkekler belki de kendi kendilerine bile "tek eşli" olarak yapamayacaklarını itiraf edemiyor...
Gelelim kadınlara: Onlar her ne kadar yeni model erkeklere alışmış olsalar da hala büyük ölçüde beyaz atlı prenslerini arıyor.
Erkekler ise kadınları azla yetinmemekle ve sürekli şikayet etmekle suçluyor... Ama aradıkları kadını tarif etmeleri istendiğinde belli bir profil de çizemiyorlar.
Etraflarındaki seçenekleri her geçen gün daha da artan erkekler belki de kendi kendilerine bile "tek eşli" olarak yapamayacaklarını itiraf edemiyor...
Gelelim kadınlara: Onlar her ne kadar yeni model erkeklere alışmış olsalar da hala büyük ölçüde beyaz atlı prenslerini arıyor.
Hepsine şans dilemekten başka çare yok... Umarım öptükleri kurbağalardan birini prense çevirmeyi başarırlar... :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




